yazı için ön not: Görsel arşivimde meydana gelen çok ciddi hasardan nasibini almış bu konuyla ilgili bir çok filmden alınmış 80.000 adet  ekran görüntüsünün büyük bir kısmı hasar görmüş veya kaybolmuştur. Bu nedenle çok daha detaylı hazırlamak istediğim bu konu biraz zayıf kalmış olabilir mazeretimi anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.

 

     Herkese selam,
     Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu sayfada yer alan çeşitli kamera hatalarını paylaşmamızın sebebi asla yapılan işlere saygısızlık etmek küçümsemek veya dalga geçmek değil. Binlerce işinde uzman insanın ciddi bütçelerle çok meşakkatli çalışma süreci sonunda ortaya çıkan bu yapımları böyle bir basitlikle ele almak çok büyük haksızlık olur.
     Bu haksızlık çok uzun zaman çok düşük bütçe ve imkansızlıklar içinde çalışan (ciddi bir sektöre dönüşememiş) Türk filmleri için uzun yıllar yapıldı, oysa Amerikan sineması ve Türk sineması sektör, altyapı, ekip ve bütçe gibi kriterlerle karşılaştırıldığında yapılan haksızlığın boyutları çok daha belirginleşir.
     Bir film yapımı çok karmaşık ve uzun bir süreçte gerçekleştirilmektedir. Bu kadar da olur mu? denecek kadar bu tür hataların nedeni çoğunlukla bu karmaşık süreç içerisinde insan faktörüdür. Bu tür hatalar sadece filmlerde değil animasyonlarda da gözlemlenmektedir.
Konuyu bir kaç ana noktadan ele almak istiyorum;
1.) Film hatası nedir?
2.) Bu tür hatalar nelerdir neden kaynaklanır?
3.) (Normal) bir izleyici filmde neden bir çok hatayı fark etmez? Hataları kimler (ve neden fark ediyorlar)
4.) İnsanda algı mekanizması nasıl çalışır ve algı yanılması nedir? Film yapımcıları bu ilkelerden nasıl faydalanırlar.
5.) En çok rastlanılan hatalar ve örnekler.

1.) Film hatası nedir?
     İki boyut üzerinde yapılan her tür (resim, fotoğraf, film gibi) sanat çalışmasında anlatım gereği teknik olarak veya kasıtlı bazı hataların yapılması kaçınılmazdır. İki boyutlu algılama insanın dünyada insan olarak kabul edildiği formatta görüldüğü çok eski zamanlardan bu güne kadar normal hayatımızda olmadığından insanın fiziksel ve kültürel evrimi içerisinde yeni sayılır. Bu konuyla ilgili detaylar aşağıda 4. madde de konuya uygun özetle ve belli başlıklar altında bahsedilmiştir.
     Görsel anlatımın temel bir çok kuralı resim tarihinin gerçekliğe yaklaşma çabası içerinde ve sembolik anlatımın ilkelerinin kullanıldığı döneme kadar netleşmiştir. Sonrasında fotoğrafın keşfiyle birlikte (zaten neredeyse fotoğraf kadar gerçekliğe yakın resimlerin yapıldığı bir dönemden) resim sanatçıları özgürleşmiş ve soyut bir alana yönelerek kendi serüvenlerini başka ufuklara taşımışlardır. Bununla birlikte hızlı netice alan fotoğraf sanatı emekleme devresini çok hızlı atlatarak sinemanın doğumuna neden olmuştur.
     Sinema fotoğraf karelerinin ardı ardına gelmesinden ötürü (fotoğraf gibi durağan bir zamanı değil) akan bir zaman içerisinde bir çok mümkün olmayan şeyin yapılması mümkün olmuştur. Benim en sevdiğim örnek Georges Méliès nin 1902 de yaptığı “Voyage to the Moon” adlı filmdir saniyede 16 kare olarak çekilen film 14 dakikadır. Sabit açılardan çekilen bu filmde kullanılan bazı teknikler bu gün(e kadar) kullanılan özel efekt tekniklerinin temelini oluşturur. Ve film o dönemin imkanlarıyla ele alındığında kusursuz bir baş yapıttır. Bazen hatalar kasıtlı olarak yapılır bu anlatım için veya bizim algı yanılmalarımızı yanıltmak için kullanılabilir. Georges Méliès nin de anlatıldığı çocuk filmi olan 2011 yapımı HUGO adlı filmde bazı hatalı görsellikler özellikle (anlatımı etkili hale getirmek için) kullanılmıştır. Örneğin Hugo adlı çocuğun bugünkü Musée d’Orsay o günkü tren istasyonunun tepesindeki saatin içine kendisini yakalamaya çalışan polis memurundan saklandığı sahnede yükseklik Eifel kulesinden sanki daha yukarıdaymış gibi gösterilir oysa bu mümkün değildir. Aynı filmde anlatımla ilgili ve dijital olarak yaratılan Parisin bazı sokaklarında değişiklik hatası vardır (aynı açıdan farklı saatlerde yaratılan sokakta bazı mekanların ve sokağın yapısı değişiklik gösterir)

2.) Bu tür hatalar nelerdir neden kaynaklanır?
     Genel olarak hata nedir diye başlarsak bu yazıyı sonlandırmamız pek mümkün olmayabilir. Ancak zaman zaman konumuz içerisinde bazı kavramlara da değinmeden edemeyeceğim. Bir çok düşünür ve bilgin hatasızlığın imkansız veya ulaşılamaz olduğunu söylemişlerdir. Aslında şöyle bir paradoks vardır yapay yolla gerçeğe ne kadar yaklaşılırsa gerçekten o kadar uzaklaşılmış olunur. Örneğin Pembe Panter adlı çizgi film serisinde mantığımızı alt üst edecek kadar kavram kısa öyküler içinde görselleştirilmiştir ve izleyici bunların hiç birini yadırgamaz ancak benzer kavramların sinemada karşılığı yapılsa izleyici için tüketimi o kadarda kolay olmaz. Çizgi filmde güldüğü aynı kareler kendisine mantıksız gelecektir.
     Hata dediğimiz kavram sadece konumuz olan filmlerde değil genel olarak, özellikle insan tarafından tasarlanmış uygulanmış, yapılandırılmış veya birçok eylemde ve sonucunda özetle her şeyde gözlemlenebilir olması normaldir.
     Her şey bir hayalle ve tasarımla başlar. Eyleme ya da sonuca veya bir yapıma dönüştürmede en zor şey bir filozofun dediği gibi “teorinin pratiğe (dönüştürülmesi) uygulanmasıdır”
Bu süreç içerisinde bir çok faktör vardır. Film konusuna dönersek bir filmin nasıl yapıldığına kısaca bir göz atmamız gerekecektir.
     Bir fikir ve amaçla başlayan süreç çekim öncesi, çekim ve çekim sonrası olarak 3 ana başlıkta toplanabilir. Çekim öncesinde fikrin amaca göre şekillenmesi ve yapılacak filme göre adaptasyonu sonraki aşamalardaki bir çok detayı belirler ve bu aşamada en önemli faktör ticari kaygılardır. Örneğin filmin hangi yaş grubuna hitap edeceği filmin türü gibi. Bu çalışmanın başarısı çalışacak ekip ve daha önemlisi bütçeyle direkt alakalıdır. Bütçenin bu bağlamda nasıl planlanacağı en önemli konudur. Bazen oyunculardan feragat edilerek ehvenişer bir kadroyla bütçe daha çok görsellik için harcanır. Bazen de çok iyi oyuncu kadrosuyla film, az bir prodüksiyon bütçesiyle kurtarılır. Elbette tüm bu tercihler ve bunları yönetmek başarıyı doğrudan etkiler.
     Mevcut bir romandan, gerçek yaşanmış bir hayat hikayesinden veya tamamen hayal ürünü bir konu için senaryo bir kişiye yada bir ekibe yazdırılır. Daha sonra bu senaryo üzerinde bir süre çalışılır bu aşamada senaryonun hayata geçirilebilmesi için gereken detaylar (story boardlar hazırlanarak) planlanır ve (kaba maliyet) hesaplanır. Bazen hedef ve bütçeye göre senaryoda veya (bütçeyi en çok etkileyecek olan) görsel anlatımda değişiklikler yapılır. Gerekiyorsa tarihçi, psikiyatrist veya bilim adamı gibi insanlara danışılarak destek alınır ve filmin gerçekçi olması için detaylar planlanır ve hazırlıklar yapılır.
     Filmde geçen karakterlere uygun oyuncular seçilir daha sonra çok kapsamlı bir ekip oluşturulur. Bu ekipler alt detaylarıyla çok karmaşık birimlerden oluşabilir.
     Bu hazırlıklarla birlikte bazen oyuncuların filmin başarısı için konusuna uygun özel eğitim almaları veya gözlem yapmaları sağlanır. Oyuncunun rolü başarıyla canlandırabilmesi için bazen oyuncular denetimli biçimde kilo alır veya verirler. (örnek Christian Bale 2004 yapımı The Machinist film için 28 kilo vermiştir.)
     Konunun uzmanlarından rollerine uygun özel eğitim alırlar. Bazen psikolojik roller için bir çok kitap okur hasta gözlemleri yapar ve hatta psikiyatristlerle uzun bir zaman birlikte geçirirler.
Bir filmin gerçekliğini sağlayan oyuncu faktöründen sonra en önemli unsur olay mekanlarının (sahne dekor) ve olayların canlandırılmasındaki başarıdır. Bu noktada bunun sağlanabilmesi için belirlenen set tasarımcıları, kostüm tasarımcıları, saç maktaj uzmanları, efekt uzmanları ve en önemlisi teknik ekip ve bu başlıkları kontrol eden yönetmene bağlı diğer yönetmenler ve şefler görev alırlar.
     Bugün kullanılan dijital teknikler sayesinde set dekorun yerini yavaş yavaş 3D mekanlar aldı. Eskiden makyajla çözülemeyen bazı problemler için maskeler yapılırdı şimdi gene bu tür efektler için 3D teknolojisinden yararlanılmaktadır. Avatar (2009) filminin tamamı neredeyse 3D tekniğiyle yeşil fonda senkronlu çekilmiştir.
     Bu kadar çok sayıda ve karmaşık bir düzende çalışan insanların olduğu yerde bazı hatalar kaçınılmazdır. Daha genel anlamda filmin kurgusunda veya hikayesindeki hatalardan yönetmen sorumludur.
     Filmin tüm görsel yapımı tamamlandıktan sonra müziği de genel olarak konuya planlara veya anlatıma uygun hazırlatılır ve eklenir. Müzik çoğunlukla hazır bestelerin filme veya sahnelere göre adapte edilmesi veya tamamen özgün besteler yapılmasıyla çözümlenir. Ses efektlerinin ve müziğin görüntüye eş değer bir önemi vardır. Filmin izlenmesi esnasında sesi veya müziği kapattığınızda bir çok etkili görüntünün sıradanlaştığını etki gücünün azaldığı bilinir.
Bir filmde (hata olan) sahnelerin hangi şartlar altında çekildiğinden bazı örneklerle bahsetmek istiyorum.
     Özellikle (dijital olmayan) çok kalabalık figüranlarla çekilen sahnelerde bir çok hatanın olması kaçınılmazdır. Arka planda gözden kaçmış sahnede kameranın görüntüsüne girmemesi gereken nesneler, araçlar, set ekibi gibi bir çok detay olabilir. Örenk 1995 yapımı olan Braveheart filminde bir savaş sahnesinde tepenin köşesinde beyaz bir araba görünür. Gene Karayip Korsanları filminin bir serisinde korsan gemisinde köşede (muhtemelen set ekibinden) kovboy şapkalı biri kısa bir süre görünür.
     Bazen dehşet verici bir savaş sahnesinde dikkatle bakıldığında aslında herkes gülmektedir. (örnek 2000 yapımı Gladiator)
     Anlatım gereği aynı planın efekt için defalarca farklı zamanlarda ya da değişik mekanlarda çekildiği sahnelerde süreklilik hatalarına çok rastlanır. Her plan en mükemmele ulaşmak için defalarca çekilir bu çekilen planlardan hangisinin kullanılacağına filmin montajı sırasında karar verildiğinden bu planlar çekilirken mecburen değişen kostümler, makyajlar veya planlı plansız gözden kaçabilecek bazı detaylar bu türe hatalar neden olur. Bazen çekim sırasında yönetmen sette plan dışı değişiklikler ister bu tür durumlarda da hatalar kaçınılmazdır. (aynı sahnede yer değiştiren objeler, araçlar veya değişen ışık gibi)

3.) (Normal) bir izleyici filmde neden bir çok hatayı fark etmez? Hataları kimler (ve neden fark ediyorlar)
    Bu hatalar nasıl veya kimler tarafından fark ediliyor? Çoğunlukla normal bir izleyici film izlerken amacı sadece iyi vakit geçirmektir. Eğlence sektöründe tüketici konumundaki kimse çoğunlukla içinde bulunduğu veya izlediği şey hakkında farkındalık içinde dikkatle düşünerek (tüketmez) algılamaz.
     Bu tür hataları ya filmi bir film olarak değil çok dikkatle izleyen bazı seyirciler ya da filmlere prodüksiyon yapan firmaların çalışanları kare kare izleyerek tespit ederler. Amaç rakiplerinden yanlışlarını göstererek kendilerinin daha iyi olduklarını kanıtlamaktır. Bu tür insanların bulduğu (film için yapılan prodüksiyondaki detaylı) hatalar izleyicilerin asla fark edemeyecekleri özel bilgi gerektiren konularda olur. Örneğin filmde bir sahnede görünen bir radyo modelinin filmin geçtiği tarihte var olmadığını o radyonun 2 sene sonra piyasaya çıktığını veya bir oyuncunun saç modelinin veya kıyafetinin filmde geçen dönemden eski olduğunu söylerler. Filmin akışı içinde böyle bir detayı (konuyla ilgili olmayan) filmi çok dikkatle izleyen bir seyirci bile fark edemez.
     Gene bu tür profesyonel izleyiciler filmi seyirciden farklı olarak kare kare ve ekip olarak izlediklerinden izleyicinin asla fark edemeyeceği hatta yönetmenin bile gözünden kaçmış olabilecek bazı hatalar da fark edebilirler. Zaten yönetmende tüm ekibin bilgisine sahip olmayacağından ve sonuç da konusunda uzman kişilerle çalıştığından o kişilerin yaptığına güvenmekten ötesini yapamaz yani bir noktada denetleyemez ve bazı şeyler gözden kaçabilir.
     Normal izleyicilerin en çok fark ettikleri hatalar genellikle çok bariz basit hatalardır. Biraz dikkatli olanlar camlardaki gözden kaçmış ışık veya ekip yansımalarını, sahneye giren mikrofonu veya oyuncu üzerinde (süreklilik mantığı içerisinde) değişen kostümleri fark edebilirler.
Bunlar ve benzeri hatalar dışındaki hataları algılamak için daha fazla dikkat, konsantrasyon, farkındalık veya sektörle (konuyla) alakalı bilgi gerekir.
     Örneğin “Aşık Shakspeare” filminde kapalı mekanlarda kullanılan beyaz ışığı ancak konuyla ilgisi olan profesyonel gözler fark edecektir. O dönemde kapalı mekanlarda sadece sarı ışık mümkün olduğundan iç mekanlarda ve oyuncuların üzerinde beyaz ışığın kullanılması çok ciddi bir hatadır.       

   Bir çok yönetmen bu tür hatalara düşmemek için ortamı aydınlatan doğal ışıklarla çekim yapmayı (veya mekana uygun ışık kullanmayı) tercih ederler.

4.) İnsanda algı mekanizması nasıl çalışır ve algı yanılması nedir? Film yapımcıları bu ilkelerden nasıl faydalanırlar.
     İnsanda temel algılar hayatta kalabilme becerisi üzerine kuruludur. (Bir 3 boyutlu filmde üzerimize doğru atılan oka tepki göstermemizin temel nedeni görüntünün film olduğunu bilmemize karşın beynin bu hareketi tehlike olarak anlamlandırmasından kaynaklanır) 3 temel görme işitme ve koku alma gibi duyularımız bize 3 boyutlu bir ortamda yer, yön ve konum gibi çok temel bilgiler verir. Bu algılarımızın çok hızlı adaptasyon yeteneği olduğu gibi yanılma oranları da aslında epey yüksektir.
     Gözlerimiz çok iyi hazırlanmış iki boyutlu bir görseli derinlikliymiş gibi algılayabilir. Kısılan yada artan bir ses göre kulaklarımız bize yaklaşan veya uzaklaşan bir nesne olduğunu düşünmemize sebep verebilir. Burnumuz bir süre sonra sürekli duyduğumuz kokuları algılamaz olur.
Gözümüz aslında çok dar bir açıyla görmesine karşın neredeyse (1-2 derecelik) keskin görüş alanımızın çok dışındaki hareketi algılayabilir ve beyin çok geniş bir alanda tüm detayları tamamlayarak (yapay olarak oluşturulması imkansız) yatay ve dikey olarak çok geniş açılı düzgün bir görüş imkanı sağlar. Gözün bu geniş alan içerisinde ne kadar bilinçli gördüğü bakmakla görmek arasındaki farkı oluşturur.
     Gözümüz sürekli hareket ettiğinden görüş alanındaki her şeyi sürekli olarak tanımlar ve bize değişiklikler hakkında bilgi verir. Eğer değişkenler gözümüzün algi (beynin verileri değerlendirme kapasitesinin) üzerinde bir hızda değişiyorsa veya dikkat ettiğimiz ya da odaklanmamız gereken bir şey varsa diğer değişimleri fark edemeyiz.
     Bununla ilgili (Harvard üniversitesinde Richard Wiseman tarafından tasarlanmış) gerçekleştirilmiş çok güzel ve eğlenceli bir deney vardır. Bir grup denekten oluşan izleyiciden bir basketbol takımının kendi içinde yaptığı (görsel olarak) karışık bir egzersizin bir monitörden gözlenmesi istenir. Bu egzersizde iki farklı renkte forma giymiş bir grup basketbol oyuncusu karışık halde (her renk grubu kendi arasında) paslaşmaktadır ancak gruplar bu antrenmanı iç içe yapmaktadırlar. İzlemesi dikkat gerektiren bir yapıdadır. Karışık halde hareket eden iki farklı renk forma giymiş grup arasında el değiştiren toplardan birinin aynı renk forma giymiş forma grubu içerisinde kaç kere el değiştirdiğinin sayılması istenmiştir.
     Bu algıyı ve dikkati zorlayan deneyin sonunda deneklere topun kaç kere el değiştirdiğinin yanında normal dışı bir şey algılayıp algılamadıkları sorulur %85 inden fazlası oyuncuların birbirlerine kaç kere pas ettiğini doğru olarak saymış ancak oyuncuların bir birleriyle paslaşırken aralarından goril kılığında birinin geçerek kameraya el salladığını fark etmemiştir.
Bu deneyde dikkatin bir yerde toplandığında görüş alanımızın diğer alanlarındaki detayları fark etmediğimiz kanıtlanmıştır. Filmlerde de durum böyledir dikkatimiz sürekli filmde geçen konuda ve (bize sunulduğu şekliyle) olayın yada kahramanı üzerindedir. Eğer bu sahneleri izlerken dikkatimiz dağınıksa ya da bilinçli biçimde konu dışındaki alanları tarıyorsak normalde fark edemeyeceğimiz bir çok detayı çok kolaylıkla görebiliriz.
     Kulaklarımız belli bir aralıktaki sesleri duyar ancak bu aralık bizim (neredeyse) sesin kaynağını tam olarak (nerde olduğunu) ve etkili bir şekilde tehlikelerden korunmamızı sağlayacak kadardır.
Filmi sabit bir noktadan izlediğimiz için salonun 4 köşesine yerleştirilmiş hoparlörler yardımıyla görüntü üzerine ve ses etrafımızı sararak bazen baktığımız yönün tersinden de (arkamızdan) bir etki yaparak bizi etkiler. Bu perdedeki 2 boyutlu görüntüye ek bir derinlik kartar.
     Duyu organlarımızdan gelen tüm bilgiler aynı anda beyinde işlenir. Bu aşamada beyin daha önce söylediğim gibi bizi hayatta tutacak kadar veriyi işleyebilme kapasitesine sahiptir bunu aşan verilerde beyin doğru tanımlamalar yapmakta zorlanmaya başlar gelen veriler artarsa beynin bu tanımlamaları doğru yapması imkansız hale gelir. Özel eğitimler sayesinde bu sınırlar zorlansa ve beyin yanılmalara karşı eğitilse de alt beyin bu kontrolleri yapamayacağından vücut bazı tepkiler verir eğitimli bir beyin bu uyarıları şartlara göre değerlendirerek göz ardı edebilir. Örneğin bir roller coaster da güvenli bir araç içinde olduğumuzu bilmemize rağmen vücut tepkilerimiz gerçek bir tehlike anında verdiği tepkilerle aynı tepkileri verir ancak bunu bilinçli yaptığımızdan ötürü bu durum bizi eğlendirir. Bu dengenin orantısının bozulması ölümcül sonuçlar da doğurabilir.
     İki gözü olan tüm canlılar gördükleri her nesnenin yerini kendi konumlarına göre belirleyecek şekilde (görürler) tanımlarlar. Başta söylediğim gibi normalde iki boyuta bakmak bizim normal bir işlevimiz olmadığından beynimizin gördükleri karşısındaki değerlendirmeleri bizi gördüklerimize karşın yanıltabilir veya şaşırtabilir hatta endişelendirebilir. İzometrik bir perspektifte oluşturulan imkansız şekilleri (mantıklı ve) normal gibi görmemize karşın beyin görsel ipuçlarından yola çıkarak bize gördüğünün mantıksız olduğunu söyler bu durum bizde şaşkınlık yaratır.

5.) En çok rastlanılan hatalar ve örnekler.
     Sahneye konuyla alakasız bir şey girmesi mikrofon, ışık veya ekipten birinin girmesi yada görünmesi (Çok geniş kapsamlı olan) Süreklilik hataları; filmin akıcılığı içerisinde sahnenin (dekorların) veya sahnedeki ışığın veya oyuncuların üzerlerindeki, taşıdıkları, kullandıkları veya kıyafet ve makyaj gibi detayların tutarsız biçimde değişmesi, özellikle hareketli ve efekt gerektiren sahnelerde nesnelerin devamlılık içindeki tutarsızlıkları nesnelerin belirip yok olması yada tersi
Tarihi filmlerde beyaz ışık kullanımı

 

Fotoğrafları büyük görebilmek için farenin sağ düğmesiyle yeni pencere olarak açın

 

Citizen Kane (1941)
     Filmin bir sahnesinde Orson Welles büyük bir mekanda puzle toplayan bayana doğru yaklaşır ilk sahnede masa üzerinde bayan oyuncunun topladığı puzle dağınık haldedir, Orson Welles masaya geldiğinde masadaki puzleların görüntüsü tamamen değişmiştir.

2015-04-01_202256 2015-04-01_202726 2015-04-01_202739

    Neden? Yönetmen sahne çekimlerinde anlık fikir değiştirebilir sahnenin daha etkili olması için sahne içerisinde bazı detaylara müdahale de bulunabilir.

Gladiator (2000)
     Bu filmle ilgili bir çok hata tespit edildi, örneğin arenada gladyatörlerle dövüşen arabalardan birinin devrilmesiyle birlikte aracın arkasında görünen ve toz çıkartmaya yarayan tüp gibi. Benim vereceğim örnek filmin ilk başlarında dehşet verici bir savaş sahnesinde iki tarafın birbirine karıştıkları anda görüntüdeki tüm oyuncuların gülüyor olması

2015-04-01_202959 2015-04-01_203010 2015-04-01_203024

    Neden? Bu sahnede çok sayıda figüran vardır ve bu kadar insanı yapacakları karmaşık dövüş hareketlerine hazırlamak, arada bazı efektleri gerçekleştirmek ve bunu normal bir plan gibi bir kaç kez tekrarlamak mümkün olmayabilir bazen bu sahnede olduğu gibi (muhtemelen çekim anında komik bir olay olmuş ve herkes gülmektedir) sahnenin bir öncesi ve sonrasındaki hareketlilik içerisinde bunun fark edilmesi kolay olmadığından bu detay atlanmış (göz ardı edilmiş) olabilir.

Matrix (1999)
     Film karesinde yansımanın olduğu her ortam veya nesne bu tür hataların kaynağıdır. Bu filmde de bir çok kamera ve süreklilik hatası vardır. Ancak benim vereceğim örnek (bir çok filmde rastlanılan) ajan Smith tin gözlüğündeki set ışığının görünmesi.

2015-04-01_203336

 

Batman (1966)
     Bu film bir çok efekt hatalarıyla doludur bir sahnede Batman ve Robin duvara tırmanmaktadırlar ancak sahne yatay çekilmiş ve bu çok bellidir bir diğer sahne de kedi kız denizaltıya çıkar ancak denizaltının içinde bulunduğu çekim seti havuzun boyalı duvarları belli olmaktadır. (Oysa aynı havuz tekniğiyle 50 li yıllarda moda olan bir çok korsan filmi bu havuzlarda maketlerle başarılı biçimde hatasız çekilmiştir)

2015-04-01_203829

    Neden? Bu film her haliyle düşük bütçeli bir yapım olduğundan bir detay için yeterince özen gösterilmemiştir.

Tin Tin (2012)
Bu animasyon filmin ilk başlarda Tin Tinin kapısına ateş edilir kapı delinir (hatta içeri ışık huzmeleri girer) ancak sonraki sahnede kapıda (delikler bir yana) hiç bir hasar yoktur

2015-04-01_204147 2015-04-01_204157 2015-04-01_204207

    Neden? Animasyon hazırlanırken bir çok ekip birbirinden bağımsız çalışırlar, yapılar, dokular, karakterler, ışıklandırma farklı ekiplerce hazırlanır bunların hepsinin birleştirildiği noktada gözden kaçmış olabilir.

Eastern Promises (2007)
     Bu filmde çok ciddi bir çekim planlaması hatası vardır aşağıdaki planda çekim oyuncular arasındaki (diyalog sırasına) konuşmalara göre çekilmemiş bu yüzden de sahne arkasında binadaki ışık sürekli düzensiz değişmektedir.
     Neden? Oyuncuların diyalogları sırayla çekilmediğinden önce bir oyuncunun sonra diğer oyuncunun diyalogları çekilmiştir (erkek oyuncunun diyalogları da kendi içinde karışık sırayla çekildiğinden) arka plandaki ışık düzensiz hareket etmektedir. Sorun çekim planının açık alanda yapılmış olmasından kaynaklanmaktadır. kapalı mekan çekimlerinde hatalar genelde yakın plan detaylar üzerinde görülür.

      Filmde akışa göre planlar aşağıdaki gibidir;

00

        Normalde (olası) çekim planları aşağıdaki gibidir;

01

 

02

03

King Of New York (1990)
     Bu filmin bir sahnesinde heyecanlı bir araba takip sahnesi vardır arabalar köprü üzerinde bir kaç kere birbirlerine çarparlar ancak çekim sırası gereği filmin akıcılığı içerisinde araba çarptıktan bir sonraki sahnede hasat yok olmuş gibi görünür

2015-04-01_205614 2015-04-01_205625 2015-04-01_205638

    Neden? Bu türde araç kovalama sahneleri tek seferde çekilmediğinden bu tür hataların olma olasılığı yüksektir. Bazı sahneler öncelikli çekilerek daha sonra planlar bir araya getirilir. Bunun hem teknik hem de güvenlikten kaynaklanan sebepleri vardır. İzleyiciyi de heyecanlandıran bu sahnelerde izleyicinin dikkati belli bir noktaya toplandığından hataları fark etme olasılığı azalır.
(Michael Bay gibi) Bazı titiz yönetmenler bu tür hataların olmamsı için sahneyi aynı anda değişik açılara yerleştirilmiş birden çok (hatta bazen 7-8) kamerayla çekerler böylece sahnenin akıcılığı içerisinde süreklilikte hata olma olasılığı en aza iner ve bu kaydı yapılmış değişik açılardan etkili görüntüler elde etmiş olur.

 

The Swich (2007)
     Bu filmde gene tipik bir hata verdır bir sahnede başrol oyuncusu Central Parkda yürürken çocuğuyla konuşmaktadır hareket eden figüranlar (bisikletli) olması gereken yerlerden farklı yerlerde tekrar görünür

2015-04-01_210538 2015-04-01_210548 2015-04-01_210558 2015-04-01_210608

    Neden? Filmlerde arka planda görülen tüm insanlar genellikle parayla çalışan figüranlardır ve filmin geçtiği bölge genellikle çevreye kapatılmış olur. Burada figüranların çeki,m planına göre hareketlerinin kontrol edilmemesi ve çekim planlarına göre yanlış kullanılması bu hataya neden olmuştur.

Arlington Road (1999)

     Bu filmin bir sahnesinde Tim Robbins diğer oyuncu tarafından hırpalanır ancak gene çekimler seyir sırasına göre yapılmadığından yüzündeki kan lekeleri (tersine doğru) değişir

    Neden? Bir filmde izlediğimiz bir plan veya sahne tek seferde çekilmez şartlara göre defalarca değişik/karışık sırayla bazen farklı şartlarda hatta farklı mekanlarda çekilmesi gerekebilir bu tür durumlarda çekime devam edilirken kostümler yedekleriyle değiştirilir makyajlar tekrar yapılır bu aşamada bir önceki son çekilen sahnenin tüm detayları kaydedilmemişse veya kontroller iyi yapılmadıysa bu tür hataların olması muhtemeldir.

2015-04-01_210816 2015-04-01_210826

 

We Own The Night (2007)
     Bu filmin bir sahnesinde kavga ettikten sonra polis tarafından karakola getirilen Joaquin Phoenix in yüzündeki kan lekeleri ve kan lekeli gömleğindeki lekeler değişmiştir2015-04-01_211025 2015-04-01_211013

    Neden? (Bir önceki film [Arlington Road (1999)] örneğiyle aynı sebebten)

 

Hugo (2011)
     Bu filmle ilgili özellikle dikkatimi çeken bazı sahnelerdeki çok belirgin mekan hatalarından bahsetmek istiyorum. Bu filmde Hugo karakterinin yaşadığı (eski tren garı şimdi müze olan) d’Orsay binasının saat kulesinin yüksekliğiyle ilgili bazı hatalar çok dikkat çekicidir. Bir sahnede arka planda uzakta görülen Eifel kulesi saat kuleden çok kısaymış gibi görünmektedir ki bu imkansızdır Eifel kulesinin yüksekliği (en üst seyir noktası) 276m dir. Oysa saat kulesinin yaklaşık yüksekliği (gene filmin bir sahnesinde içeriden görünen 7-8 kattır, kat araları 4m den hesaplarsak) 30-35m dir ki bu Eifel kulesinin ilk seyir platformundan bile kısa olduğu anlamına gelir.

 

    Gene bir başka sahnede Hugo adlı çocuk karakter kendisini kovalayan polisten kaçmak için saat kulesinde dışarı çıkarak saatin yelkovanına tutunur (bu sahne gene Hugo adlı çocuk karakterin filmin bir yerinde sessiz sinema döneminin ünlü artisti Harold Clayton Lloyd un bir filmindeki saat kulesinden sarkma sahnesine gönderme yapılmıştır) bu sahne yukarıdan aşağıya doğru bir bakış açısıyla verilmiş çevredeki binalar gene kule sanki çok yüksekmişçesine çok küçük betimlenmiştir.

2015-04-01_211227 2015-04-01_211241 2015-04-01_211304 2015-04-01_211328

    Bir başka sahnede Hugo ve arkadaşı aynı yoldan farklı zamanlarda geçerler (sahnelerden biri gündüzken diğeri gecedir bu planlar filmin içinde ardışık olmasa da bu farklılıklar dikkatli bir gözden kaçmaz) fakat 3D hazırlanmış bu mekanlarda gene gerçekte mümkün olmayan bariz değişiklikler vardır kaldırımın şekli ve yanda duran kulübenin şekli ve arkadaki dükkanın tabela çıkıntısı farklıdır.

2015-04-01_211348 2015-04-01_211357

aşağıdaki hareketli görüntüde değişiklikler daha iyi gözlemlenebilir

vlcsnap-2012-03-03-13h41m34s2001

 

Flypaper (2011)
     Bu filmin bir sahnesinde banka müdürü banka soyguncuları tarafından vurulur. Vurulduğu anda gömleğinde (normalde olamayacak düzenli şekilde) kurşun delikleri oluşur. Ancak bir sonraki yere düştüğü sahnede gömleğinde delikler yoktur sadece kan lekeleri vardır.

2015-04-01_212407 2015-04-01_212419

    Neden? Bu sahne 2 kere çekilmiş birincisinde delikler için gömlek altından patlayan barutlar efekt yaparak gömlekte delikler oluşturmuştur. Diğer planda is müdürü yerde ölü göstermektedir bu sahnenin çekiminde (bilemeyeceğimiz bir sebepten) diğer sahnede kullanılan gömlek değiştirilmiş gömleğe sadece kan lekeleri eklenmiştir. Ayrıca yerdeki kağıtların yere çok düzenli yerleştirilmelerinden ötürü doğal durmamaktadır.

 

Indiana Jones and the Temple of Doom (1984)
     Bu filmde de Hugo filmindeki gibi çok abartılı bir köprü sahnesi vardır. Indiana Jones bir asma köprüde kapana sıkışır aslında bu köprünün gerçek konumu ve yüksekliğini gösteren bir sahne olmasına karşın heyecanı arttırmak için Jones’un asma köprünün ipleri kestiği sahnede köprünün yüksekliği çok abartılı görülmektedir. Ayrıca normalde köprünün altından akan nehir normalde cılız gözükmesine karşın abartılı sahnelerde nehrin boyutları değişmiş çok sarp ve yüksek bir kayalığın yanındaymış gibi gösterilir.
     Köprüden düşen insanlar nerdeyse gözden kaybolana kadar küçülür sonra nehirdeki timsahlara yem olurlar.

2015-04-01_212712 2015-04-01_212725 2015-04-01_212736 2015-04-01_212748

    Neden? Sahnenin önceden iyi planlanmaması ve çekilen sahnelerden sonra post prodüksiyonda sahneyi güçlendirme çabası.

 

   2016-04-5 tarihinden sonra eklenen film hataları

 

The Terminator (1984)

     Bu filmde de bir çok filmde olduğu gibi bazı süreklilik hataları (ve mantık hataları) vardır;

Filmin bir sahnesinde hasar gözünü çıkartan Terminatör (fark edilmemek için) gözlük takar bu sahnede hasarlı gözükmesken

karakola gittiği sahnede gözlüğün arkasından gözünün hasarsız olduğu görülmektedir;

gözünü çıkarttığı sahne;

2016-04-04_185516  2016-04-04_185546  2016-04-05_101514

karakola geldiğindeki sahne;

2013-12-13_163202

      Arnold bu filme özgü efsane olan klasik “I’ll be back” repliğini söyledikten sonra bu sahnenin devamında 2. bir hata daha vardır. Terminator arabasına giderek karakola ismine yakışır vaziyette arabayla dalar.

     Bu sahnede ilk başta Terminatöt dışarı çıktıktan sonra polis memurunun odasında çalıştığı gösterilir (ışığa dikkat ediniz)

sonraki sahnede aynı memurun üzerinde far ışığını görürüz ancak arabamnın (karakola dalarken) farları açık değildir.

2016-04-04_185721 2016-04-04_185815 2016-04-04_1859162016-04-04_185839

    Bir başka sahnede Terminatordan kaçan Sarah arabayla Terminatora çarğarlar bu sırada arabanın önündeki

koruyucu barın hasar gördüğünü görürüz ancak daha sonraki kovalamaca sahnesinde aracın önü sapasağlamdır.

 2016-04-04_194027  2016-04-04_194042  2016-04-04_193951

    Gelelim mantık hatasına; Terminator bir makinedir, (zaten ismi bu yüzden yokedicidir) insani bir tabirle gözünü kırpmadan insanlara zarar verir ancak filmde insanlara ateş ederken (öldürürken) sürekli gözünü kırptığını görürüz.

2016-04-04_190106 2016-04-04_190132 2016-04-04_190247 2016-04-04_190303 2016-04-04_190353

 

Terminatör 2 den İLGİNÇ DETAY

Terminator 2 Judgment Day (1991) 

Bu sahnedeki bir detay, hata değil çok ilginç bir tesadüf (açıkçası bu konuyla ilgili çok fazla spekülasyon olduğundan yorum yapamayacağım)

       Filmin bir sahnesinde likid metal adam (filmin tüm kurgusunun temelini oluşturan karakter) Sarahın çocuğunu öldürmek için Los Angeles ın kanallarından birinde motorla kaçan çocuğu kamyonla kovalamaktadır. Kamyonun yüksekliği kanal üzerindeki geçiş köprülerinden yüksek olduğundan (bir önceki sahnede) üst kısmıda parçalanmıştır. Bu esanada  (bu filmde John a hayatta kalabilmesi için gelecekten kendisi tarafından gönderilmiş ve bu filmde yok edici değil koruyucu olan) Arnold yardım için kanalda takibe katılır bir ara kamyonun önüne geçip John u kendi motoruna alır ve kamyonun tekerine ateş eder kötü likit metal adam kamyonun kontrolünü kaybeder be kanaldaki köprünün ortasına doğru ilerler

      işte tam bu sahnede köprünün yüksekliğini gösteren bir uyarı gözükür (CAUTION 9′ 11″) (bu DİKKAT 9 foot 11 inch anlamındadır) ve kamyon bu köprü altı 2 geçişten birinden geçemeyerek tamda bu uyarıya çarparak inflak eder.

 

2016-04-05_105350 2016-04-05_105427 2016-04-05_105450 2016-04-05_105511 2016-04-05_105530 2016-04-05_105555

 

Captives (1994)

       Bu filmde mahkum karakteri Tim Roth (bir midesizlik örneği gösterip) dişçiyle tuvalette sevişmeye başlar.

Bu sahnede önce tuvaletin kapağı açıkken sonradan (midesi olduğunu hatırlamış olsa gerek ki) tuvalet kapağı kapanmıştır.

2016-03-21_033500  2016-03-21_033650

 

Jackie Brown (1997)

    Mutfaktaki diyalog (akışına göre) sahne değiştiğinde arkadaki ışıkda ciddi değişmiştir

(arka planda  ilk sahne sabah ışığı varken 2. sahnede öğlen ışığı görürüz)

2014-06-03_133108   2014-06-03_133400

 

Sea of Love (1989)

    Bu filmde detektif olan Al Pacino arkadaşıyla Queensbrough köprüsünden Manhattaon tarafından karşı yöne doğru geçmektedir ancak diyaloglar esnasındaki arka planlar çekimlerin diyalog sırasına göre yapılmadığını gösterir

(diyalog ilerlerken gittikleri yönün tersine arka planın Manhatton yönüne yaklaştığını görürüz)

2016-03-21_182722 2016-03-21_182744 2016-03-21_182803 2016-03-21_182817 2016-03-21_182838 2016-03-21_182904